Uyanalım artık
3/8/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Ülkemiz insanında bir sorun var,adı da tepkisizlik...O kadar alışmışız ki her şeye susmaya,boyun eğmeye...
Gazetede okudum geçen gün,biliyorsunuz akaryakıt fiyatları aldı başını gidiyor.Şu anda dünyada en pahalı akaryakıtı biz tüketiyoruz.3 YTL'lik benzinin 2 YTL'si vergiye giderse başka ne olabilir ki...
Tüketici Derneği de buna sessiz kalmayalım diyor,ve herkesi 10 Eylül'de benzin almamaya davet ediyor.Hiç değilse buna katılalım da birazcık sesimizi duyuralım.
Bu dünyanın başka bir ülkesinde olsaydı kıyamet kopardı.Bizlerse büktük boynumuzu oturuyoruz.Klasik cevabımız da hazır;"Elimizden ne gelir ki?".
Buyrun size elinizden gelebilecek bir şey...Hodri Meydan!
Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!
Bir mesajlık hayatlar
27/7/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Her bayramda,özel günde aynı şeyi yaşamaya başladık.Yakınlarımızdan kuru bir mesaj alıyoruz;
"Hayırlı Kandiller"
"İyi Bayramlar"
diye...Sonra aynı kurulukla onları cevaplıyoruz;
"Teşekkürler,sana da"
Böyle kuru bir hayat sürüyoruz işte...
Oysa eskiden ne güzeldi.Bayramlarda,özel günlerde insanlar birbirini hatırlar,ziyarete gider,birbirleriyle bir şeyler paylaşırlardı.
Şimdi ise herkes yalnız bir yaşam sürüyor,herşeyden kopuk...
Yeri geliyor kapı komşumuzla karşılaşıyoruz,ve ne yapıyoruz?
"Günaydın"
"İyi akşamlar"
Hatta bazen kafamızı çevirip geçiyoruz.
Bayramlarda aman eve kimse gelmesin diye tatile kaçıyoruz.
Ne kadar bireysel yaşamaya başladık.Eski geleneklerin hayatımıza kattığı bir değer vardı,insanlar birbirini hatırlardı,daha sosyal hayatlar sürerdik.
Önce telefonla kutlamalar başladı;"Kusura bakmayın,gelemiyoruz".Ama hiç değilse konuşuluyordu.
Sonra devreye cep telefonları ve internet girdi.Ya mesaj atıyoruz,ya da mail yazıyoruz.
Nerde ilişkiler,nerde insanların birbirine sıcaklığı?
Yeni nesil zaten neredeyse unuttu,ya da görmedi bile,eski adetleri...Bayram ziyaretleri,vs.
Onlar için bayram,yaşadığı yerden uzaklaşmak,eve geleceklerden kaçmak demek...
Komşuluk ise sadece "günaydın" ve "iyi akşamlar" demek.
Eski yardımsever komşulukları bilmiyor onlar.
Ne kadar zavallı bir nesil yetiştiriyoruz...Üstelik bunu kendi ellerimizle yapıyoruz.
Çok yakında zaten insanlar mecbur kalmadıkça birbirinin yüzüne bakmaz olacaklar.
Kaçınız apartmanda oturanları tanıyor?
Düşünsenize,aynı binada birkaç yüz metrekarelik alanda birbirinizi tanımıyorsunuz...Ne olacak bu işin sonu?
Ben size söyleyeyim,bundan sonra insanlar bir mesajlık hayatlar yaşayacak.Sevgiye,dostluğa,insanlığa aç....
Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!
Lübnan'da yaşanan dram
25/7/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Bugün haberleri izlerken ağladım,yaşanan insanlık dramı inanılmaz.Ve dünya buna sessiz kalıyor hala maalesef.
Hele son yaptıkları inanılır gibi değil.Sivil halka köyünüzden gidin diyorlar,ve yolda konvoyu ateşe tutuyorlar.O masum insanların,o güzelim çocukların günahı ne?
Bir çizgi için mi bütün hırs ve öfke....Nedir bu?
Hele Rise'ın açıklamaları...Açıkça ilan etti,İsrail zaten Amerika'nın üssü,oyuncağı.Kadın bunu açıkça söyledi...
Bütün bunlar rüya olmalı...Gerçek olmasını kabullenemiyorum.
Dünya buna sessiz kalmaya devam ederse daha çok masum insan ölecek.
Nolur bitsin bu savaş...Dursun akan kanlar artık...
Bunun için bizler de bir şeyler yapmalıyız.Bilmiyorum ne yapabiliriz,ama en azından sesimizi duyurabiliriz.
Herşeye tepkisiz kalmaktan vazgeçelim artık.Sesimizi duyuralım.Her türlü protestoya katılmaya hazırım ben...Bu insanlık dramına dur diyelim,ne olur artık çocuklar ölmesin...
Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!
Mutluluğun yaşı
25/7/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Gazetede bir haber var bugün,mutluluğun yaşı 57 diye...
57 yaşındaki kişiler aile hayatlarını düzene sokmuş,gelecekle ilgili herhangi bir kaygı taşımayan kişilermiş.
Şöyle bir düşündüm.Bu anket Türkiye'de yapılmadı kesin,sonucuna vardım.
Ya bizde 57 yaşındaki kişinin mutlu olma şansı var mı? 3 kuruş emekli maaşıyla geçinmeye çalışan,çocuklarının dertlerini üstlenen,sağlık sorunları olan,ama bunları çözmek için devlet ya da sigorta hastanelerinin kapısında çile çekmek zorunda olan insanlar nasıl mutlu olabilirler ki?
Geçen gün bir yazı okudum,Avustralya hakkında...Ve delirdim,insanca yaşamak bu olmalı...
Avustralya'ya adım atan herkes sağlık sigortası altında,çalışsın çalışmasın emekli oluyor.Devlet sana 18 yaş altı baktığın her çocuk için para ödüyor.İşsizlik parası alıyorsun,ama bizdeki gibi komik bir para değil,çalışmadan rahat rahat yaşayabileceğin kadar bir para...Sağlık için faydalandığın hastaneler tertemiz,çalışanlar güleryüzlü...
İnsanca yaşamak bu işte...Bizde hastaysan ve paran yoksa geber zihniyeti var maalesef...İnsan yerine konmuyoruz bu ülkede...Baksanıza ne kadar önemli ilaçların ödemesini durdurdu SSK.Kanser hastaları ölsün diyorlar...Adam kendi parası ile nasıl alsın? Milyarları bulan fiyatlar söz konusu.
O da yetmedi,özel hastanelere ödedikleri parayı kıstılar.Özel hastaneler işi abartmıştı,tamam,her gelene MR çekiliyordu.Ama bunun başka bir önlemi olmalı,40 milyon para veriyor SSK şimdi,tüm tahliller ve röntgenler için.Peki noluyor,hastane zarar görüyor mu? Hayır tabii ki,olan gene bizim vatandaşa oluyor,hastane parayı ondan istiyor.
Vatandaş ta tekrar devler hastanesine muhtac oluyor.Orada da doktor başına kaç hasta düşüyor? Doktorun 10 saniyede hastaya bakabilmesi mümkün mü?
Kısacası Türkiye'de yaşıyorsan,sağlığın bozuksa ve de paran yoksa geçmiş olsun,öl ki kurtulsun devlet senden...
Utanıyorum böyle bir ülkede yaşıyor olmaktan bazen...İnsanca yaşamak istiyorum...Öffff,çenem düştü gene...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Tutunamayanlar mı,tutturulmayanlar mı?
23/6/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Bugün Sabah gazetesi'nin eki Günaydın'da Şengül Balıksırtı'nın bir yazısı çıktı.Ve ben sinirlendim gene:)
"Tutunamayanlar" başlığı altında,reklam yapmak için saçma sapan şeyler yapan insanları eleştirmiş.
Tamam,ben de çok kızıyorum,yok Bülent Ersoy'dan çocuk aldırdım,yok büyük aşk yaşıyoruz(sadece 1 gün),falan filan...
Benim kızdığım şey başka bir şey...Medya asla kendini suçlu görmüyor.Oysa bu bir paradoks,ve bunu yaratan da yine medya'nın kendisi...
Nasıl mı? Siz hiç yaptığı işte çook başarılı olmuş,ama sansasyonel hiç bir haberi bulunmayan birisinin gazetede röportajının,ya da haberinin çıktığını gördünüz mü? Çıksa da en minik puntolarla çıkar.Ama kulağını yapıştıran, ya da ünlü birisiyle aşk yaşayan biri iseniz,haberiniz manşetten girer.İşini doğru düzgün yapan,düzgün bir aile yaşantısı olan kimsenin haberinin çıkma şansı neredeyse sıfırdır.
Kendimden örnek vereyim,iyi oyuncu olmaya çalışıyorum,işime son derece saygılıyım.Ama iş bulmak için de biraz tanıması gerekiyor yapımcının.Nasıl tanıyacak?
Basın sayesinde...Bu nasıl olacak? İşte paradoks burada başlıyor.İşimi iyi yaptığımı ispat etmek için,önce bir yerlerde oynamam gerekiyor.Oynamam içinse tanınmam gerekiyor.Tanınmak içinse sansasyon...Bana bakmayın,ben bunlara kanmadım hiç bir zaman...Benim için mutlu aile yaşantım çok önemli,ama şu var ki işime tapıyorum.Ve oyunculuğumu konuşturabileceğim projelerde yer almak istiyorum.Anladınız mı ikilemi?
E be basın,sen şimdi insanlar reklam yapıyor diye kızıyorsun,yer verme o zaman bu haberlere!
İşini düzgün yapan insanlara yer ver.Ama yok,neymiş,halk bunu istiyormuş...
Ben buna inanmıyorum,insanlar ne verirsen onu alır,sen haber kaliteni yükseltmeyi bir dene bakalım,ne olacak!
Bence halkında bunu istediği falan yok,işlerine öyle geliyor.Ama o zaman kimseyi suçlama hakkın da yok.Sabun köpüğü şöhretleri sen yaratıyorsun çünkü.
Mesela Semra Hanım vakası...Onu da medya yarattı.Kadın tiyatroda bile oynadı ya,inanamadım...O kadar bunun eğitimini gören insan varken,Semra Hanım oynadı.
Velhasıl tüm bunların sorumlusu medya iken,Şengül Hanım'ın insanları suçlamaya hakkı yok.Onları yaratan da sizsiniz çünkü Şengül Hanım...
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
"Angut" sizce ne demek?
21/6/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Herkesin (haksız bir şekilde) kullandığı bir ifadedir "Angut".
Birisi bir salaklık yapınca, bi laftan anlamayınca, böle boş boş bakınca hemen "Angut'musun" der günümüzün insanı.. Angut'un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir ton "Angut!" var ülkemizde.. Angut kuşu'nun eşi öldüğü zaman (yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi) gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler.. İşte bu canlının yaptığı en büyük
"Angut"luk budur.. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen birşey değildir.. Çok ürkek bir hayvan olmalarına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elinii uzatsanız dahi
oradan kaçmaz..
Hani derler ya "Angut gibi bakmasana lan".. keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine.. Bundan sonra bazılarına "Angut" demeden
önce bir kere daha düşünün.. Bir "Angut" bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde...
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Noter bu kez insanlık ayıbını tasdikledi
6/6/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Bu haber ilgili şahısların suratına tokat gibi çarpsın...Yurdum insanı adına bu kadar utandığımı hatırlamıyorum...Sonuna kadar da kınıyorum...
(TSD) Noter bu kez insanlık ayıbını tasdikledi
AKŞAM // 2006-06-05 (Bu Haber www.tsd.org.tr Adresinden Kopyalanmıştır.)
Noter bu kez insanlık ayıbını tasdikledi
Beşiktaş Tekerlekli Sandalye Takımı'nın da oyuncusu olan Yasemin Can (21), hastaneden yazdırdığı ilaçların takibinde bir arkadaşına vekalet vermek için 6 ay önce Beyoğlu 23. Noteri'ne gitti. Genç kız noterin ikinci katta olduğunu gördü. Özel durumu nedeniyle bu merdivenlerden çıkamadığı için kuzeni ve kız kardeşini yukarıya gönderdi. İki görevli aşağı indi, Yasemin Can'ın işlemlerini yaptı. Ama noterlikten aşağıya inme bedeli olarak 6 YTL 77 YKr fazla para alındı. Kardeşlerin itirazı üzerine Beyoğlu 23. Noteri Muhsin Bilge, 'Bir noterin yerinden kalkıp başka bir yerde işlem yapması durumunda yol ücreti altında bu paranın alınmasının normal olduğunu' söyledi.
ÖZRÜMÜN BEDELİ 6 YTL Mİ?
Noterde yaşadığı olaya çok üzüldüğünü söyleyen Yasemin Can, yasalar önünde herkesin eşit olması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
'Verdiğim para önemli değil. Benim asıl üzüldüğüm olay ikinci kata çıkamadığım halde benden para alınması. Keyfi davranışta bulunmadım. Çıkabilecek halde iken 'çıkamam onlar gelsin' diye de tutturmadım. Özel bir durumum var. Böyle bir parayı alıyorlarsa, o zaman engelliler için ikinci kata çıkan bir asansör yaptırsınlar.'
NOTER: YASALARA UYGUN
Beyoğlu 23. Noteri Muhsin Bilge ise yaptıkları işlemin yasalar çerçevesinde olduğunu savundu: 'Gelen arkadaşımız bir engelli. İkinci kata çıkamadığı için görevli arkadaşlarımız aşağı inmiş ve işlem yapmış. 29 YTL 38 kuruş tutmuş. Bunun ücretin içinde yol ücreti de var. Notere gelme durumu müsait olmayanlar (hasta, yatalak, engelli vs) için aldığımız bir ücret bu. İster iki sokak ötede olsun isterse bir kat aşağıda olsun. Biz oraya gideriz ya da bir kat aşağıya ineriz. Yol ücreti adı altında 6 YTL 77 YKr almak zorundayız.'
Noter Bilge, vekaletnamenin altında 'Bu vekaletname Yasemin Can'a ait olup ilgilinin rahatsızlığı nedeniyle, bina girişinde huzurunda yapılmıştır'' diye yazı eklendiğini de hatırlatarak, 'Bakanlık bize engellilerden harç alınmayacak derse biz de mutlu oluruz ve seve seve uygularız' şeklinde konuştu.
ALMAYAN DA VAR!
AKŞAM'a bilgi veren noterlerden bazıları bu ücretin kesinlikle alınması gerektiğini, çünkü bunun devletin parası olduğunu belirtirken, bazı noterler ise bina içine gelip de noterin yanına çıkamayan vatandaşlardan para almadıklarını söyledi. İstanbul 21. Noteri Beyhan Aksoy, 'Adalet Bakanlığı sadece yol ücretinin miktarını belirler. Noter kapıdan dışarı çıktığı zaman bu ücreti vatandaştan talep etme hakkına sahip olur ama bazen çok mağdur vatandaşlarımız geliyor. O zaman bina içindeyse tabii ki bu ücreti almıyoruz' dedi.
ÜCRETİ BAKANLIK BELİRLİYOR
Türkiye Noterler Birliği Başkan Yardımcısı İzmir 17. Noteri Uğur Eronat ise şöyle konuştu: 'Noterlerin 1512 sayılı Yasası'nda bu durum açıklanmış. Bir kat aşağı inmek, bina içinde odadan odaya geçmek. Bu durumlarda alınmayabilir' şeklinde konuştu.
YASEMİN'İN ÖYKÜSÜ
Yasemİn Can'ın kaderinin değiştiği zaman 2000 yılı Temmuz ayıydı. Baba Sacit Can tatil için ailesini topladı. Yasemin, Yeşim ve 6 yaşındaki kız kardeşleri Arzu ve anne Cem ile yola çıktılar. Babannelerinin evine çok az kalmıştı ama il girişinde baba direksiyon hakimiyetini kaybetti. Geçirdikleri trafik kazasında Yasemin babasını, annesini ve küçük kız kardeşi Arzu'yu kaybetti. 6 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonrasında hayatı kabusa dönen genç kızın kendisi de omurilik felci olmuştu.
Sakatlar Derneği: Kabul edilemez
Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz Yasemin Can'ın yaşadığı olayın ne olursa olsun, kanunda bile olsa kabul edilemez bir durum olduğunu belirterek, şunları söyledi: 'Kamu hizmeti yapan kurumlar, engelliler ve yaşlılar için ulaşabilirlilik ve erişebilirlilik durumu göz önüne alınarak düzenlenmelidir. Eğer kurumda mimari bir engel varsa, noter para talep edemez. Anayasanın 42 ve 61 maddesine kadar herkes yasalar önünde eşittir, ayrımcılık yapılmaz ilkesi vardır. Bu bence çiğnenmiştir. Adalet Bakanlığı'na yazı yazdık. Bize bu durumun kendilerini ilgilendirmediğini belirttiler.'
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Bu İşin Sonu Ne Olacak
18/5/2006 · Kategori: KoseYazilarim
Danıştay'a yapılan saldırı cinlerimi iyice tepeme çıkardı.Ne olacak bu işin sonu?
Vakit Gazetesinde çıkan yazı ta Şubat ayında çıkmış.Gereksiz şeyleri manşet yapmaya alışık basınımız bizi uyaramadı mı? Bunun önlemi neden alınmadı?
Biz millet olarak duyarsızız.Deve kuşu misali başımızı kuma gömüp olanları görmezden gelmek işimize geliyor.Danıştay'a yapılan saldırı ilk değil ki...
Cumhuriyet Gazetesine o kadar saldırı yapıldı.Kim sesini çıkarıp tepki gösterdi?
Suçu biraz da kendimizde aramak lazım.Tepki vermeden karşılık alamazsın...Etki-Tepki...
Şu anda herkes kınıyor falan filan,3 gün sonra bu da unutturulacak bize,yerini popstar bilmemkimin bilmemnesi,ya da Hülya Avşar'ın bunalımı alacak.Buna neden razı geliyorsunuz?
Bir düşünün,çocuklarınızı nasıl bir ülkede yetiştirmek istiyorsunuz? Arık tepki göstermenin ve birlik olmanın zamanıdır.
Bu şahıslara göre 23 nisan,29 ekim gibi günah olan??? 19 mayıs'ta tek bir yürek olalım.Evlerimize Türk bayrakları asalım.Elimizde bayraklarla,coşkuyla ve tepkiyle kutlayalım 19 mayıs'ı...
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!