2012 olimpiyatları/Moskova'dan öndeyiz

18/5/2006 · Kategori: HerTelden

ISTANBUL 2012 OLIMPIYATLARI ICIN 9 ADAY SEHIRDEN BIRI...
1 DAKIKANIZI AYIRIP OY VERIN, SU ANDA ISTANBUL OYLAMADA
BIRINCI DURUMDA! . .

 

SADECE ISTANBUL KUTUCUGU TIKLANACAK.

 

 http://www.cnn.com/2004/SPORT/01/16/olympic.bids

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Rahat Bırakın Beni

18/5/2006 · Kategori: HerTelden

Ey milletim

Ben Mustafa Kemal'im

 

Çağın gerisinde

kaldıysa düşüncelerim,

 

Hala en hakiki mürşit,

değilse ilim,

 

Kurusun damağım,

dilim...

 

Özür dilerim...

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

Yıkın diktiğiniz 

heykellerimi.....

 

Özgürlük hala

en yüce değer

değilse eğer

 

Prangalı kalsın,

diyorsanız

köleler

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

Yıkın diktiğiniz

heykellerimi

 

Yoksa çağdaş

medeniyetin

bir anlamı,

 

Ortaçağ'a taşımak

istiyorsanız zamanı

 

Baştacı edebiliyorsanız

Sanatın içine

tüküren adamı,

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

Yıkın diktiğiniz

heykellerimi...

 

Yetmediyse acısı,

şiddetin,

savaşın...

 

Anlamı kalmadıysa,

yurtta sulh

dünyada barışın...

 

Eğer varsa ödülü

silahlanmayla

yarışın...

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

Yıkın diktiğiniz

heykellerimi...

 

Özlediyseniz

fesi,peçeyi...

 

Aydınlığa yeğliyorsanız,

kara geceyi...

 

Hala medet

umuyorsanız

Şıhtan,dervişten,şeyhten...

 

Şifa buluyorsanız

muskadan,üfürükçüden...

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

Yıkın diktiğiniz

heykellerimi...

 

Eşit olmasın

diyorsanız

kadınla erkek...

 

Kara çarşafa girsin

diyorsanız

yobazın gazabından

ürkerek...

 

Diyorsanız ki okumasın

kadınımız,kızımız...

 

Budur bizim

alın yazımız...

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

Yıkın diktiğiniz

heykellerimi...

 

Fazla geldiyse size

hürriyet,cumhuriyet...

 

Özlemini çekiyorsanız

saltanatın,

sultanın...

 

Hala önemini

anlayamadıysanız

millet olmanın...

 

Kul olun,

ümmet kalın...

 

Fetvasını bekleyin,

şeyhülissamın...

 

Unutun tüm

dediklerimi...

 

RAHAT BIRAKIN BENİ!!!

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Unutmayın,unutturmayın

18/5/2006 · Kategori: HerTelden

Ey Türk gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı!
İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

 

 

UNUTMAYIN;UNUTTURMAYIN

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Servet Gürbüz'den Hayata Dair

17/5/2006 · Kategori: HerTelden

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Hayata Dair

17/5/2006 · Kategori: HerTelden

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Hayata Dair

17/5/2006 · Kategori: HerTelden

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Servet Gürbüz'den Hayata Dair

17/5/2006 · Kategori: HerTelden

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Haşmet Babaoğlu'ndan güzel bir yazı

11/5/2006 · Kategori: HerTelden

Çok anlamlı geldi,paylaşmak istedim.

 

Yumruk gibi miyiz, yoksa acik bir avuc gibi mi?

Bir yumruk dusunun…

Sımsıkı bir yumruk.

Parmaklar kapalı, tırnaklar neredeyse avuçlara batıyor.

Şimdi bir de açık bir avuç, serbest bırakılmış bir el düşünün...

Parmaklar hafifçe kıvrık, avuç gözüküyor.

Hangisi alabilir?

Yumruk mu, açık el mi?

Hangisi almaya uygun? Hangisi tutabilir, hangisi yakalayabilir?

Tabii ki avcu açık el değil mi.

Yumruk, yumruk atabilir; olmadı itebilir.

Almak, tutmak, yakalamak için açık olmak gerekir.

Bir avuç gibi açık olmak gerekir. Oysa bakıyorum da hep yumruk gibiyiz.

Kendime de bakıyorum...

Bunca görüp geçirmişliğime, yaşıma başıma rağmen; ruhumun sivri yanlarını bir yandan ben bir yandan hayat bunca törpülemişken bile bana ruhun en kolay hangi şekli alıyor diye sorsanız...

Yumruk gibi oluyorum, derim; çok sert biçimde kapanıyorum, kapatıyorum kendimi.

Bir tür savunma, kavgaya hazırlık hali...

Bir tür içe doğru büzülme ve sürekli gücünü parmaklarının üzerinde sınama çabası sanki...

Ama rüzgârı bile hissedebilmek mümkün değil böyle!

***



Biliyorum, çoğumuz çok verdiğinden fakat hiç alamadığından yakınır.

Ama hayat duruşlarına bir bakın! Yumruk gibi sımsıkı kapalı ve kaskatıdırlar.

Almak için de vermek için yumruğumuzu açmamız gerekiyor.

Ve gariptir, dua ederken ellerimize verdiğimiz biçim bile "uyandırmıyor" bizi, aklımızı başımıza getirmiyor...

***




Hayat bizi sevsin, sevindirsin istiyoruz.

Tamam, bütün hoşlukların "kapanın elinde kaldığı" duygusu uyandıran bu sosyal düzende kolay olmuyor tabii...

Sevilmek için sevenlerin; duygularına piyasa reytingi kazandırma peşindekilerin bireysel düzeninde hiç kolay değil, tamam!

Peki biz hayatı seviyor, sevindiriyor muyuz? Bir de onu sormak gerek.

Bir avuç gibi açık mıyız, yoksa bir yumruk gibi hem öfkeli hem de sakıngan mıyız?

***


Hani o Çin atasözü var ya, biraz santimantal şapırtısı ve yaldızı fazla ama söylediğinde hakikat var: "Yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir."

Biz hem kuş gelsin istiyoruz, hem de ne dalı, küçücük filizleri bile kırıp atıyoruz…




Haşmet BABAOĞLU

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Hayatın gidişatı elinizde

10/5/2006 · Kategori: HerTelden

Hayatin %10'u, sizin basiniza gelenlerden olusur. Hayatin diger %90'i 
ise sizin bu basiniza gelenlere nasil davrandiginizla gelisir
Ailenizle kahvalti yapiyorsunuz. Kiziniz, kahve fincanina carpiyor ve
bir fincan kahve gomleginizin uzerine dokuluyor. Biraz once olan olay
uzerinde hic bir kontrolunuz yok.

Sonradan olacaklar ise sizin davranisiniza gore belirlenecek.
Lanet ediyorsunuz. Kahveyi uzerinize doktugu icin kaba bir sekilde
kizinizi azarliyorsunuz. Kiziniz uzuluyor ve aglamaya basliyor.Kizinizi
azarladiktan sonra esinize donuyor ve kahve fincanini masanin kenarina cok
yakin koydugu icin elestiriyorsunuz. Bunu kisa bir sozlu tartisma takip
ediyor. Ofkeyle ust kata cikiyor ve gomleginizi degistiriyorsunuz.
Asagiya indiginizde kizinizi, aglamaktan dolayi kahvaltisini bitirememis ve
okul icin hazirlanamamis bir halde buluyorsunuz. Kiziniz otobusu
kaciriyor. Esinizin ise gitmek icin hemen cikmasi gerekiyor. Hemen aceleyle
arabaniza kosuyorsunuz ve kizinizi okula birakmak uzere hareket
ediyorsunuz. Gec kaldiginiz icin, Satte 30 mil hiz sinirlamasi olmasina ragmen
saatte 40 mil hizla gidiyorsunuz. 15 dakikalik gecikmeden ve hiz
limitini astiginiz icin odediginiz 60$ trafik cezasindan sonra okula
ulasiyorsunuz.
Kiziniz size "Hoscakal" demeden binaya kosuyor. Ofise 20 dakika
gecikmeyle geliyorsunuz ve evrak cantasini evde unuttugunuzu anliyorsunuz.
Gununuz korkunc bir sekilde basladi! Devam ettikce, kotulesiyor, daha
da kotulesiyor saniyorsunuz. Eve gitmeyi dort gozle bekliyorsunuz. Eve
ulastiginizda esiniz ve kizinizla olan iliskilerinizde araya
sikistiginizi saniyorsunuz. Neden? Sabahleyin nasil tepki verdiginize bagli
olarak!
Neden kotu bir gün gecirdiniz?
      A) Kahve sebep oldu
      B) Kiziniz sebep oldu
      C) Polis sebep oldu
      D) Siz sebep oldunuz
Cevap "D" sikki. Kahvenin dokulmesinde sizin bir kontrolunuz yoktu.
Sizin gununuzun kotu gecmesine o 5 saniye icindeki davranislariniz sebep
oldu.
Olabilecek ve olmasi gereken ise soyleydi. Uzerinize kahve sicradi.
Kiziniz aglamak uzere. Siz nazikce "Tamam tatlim, bir dahaki sefere biraz
daha dikkatli olman gerek" diyorsunuz. Havluyu kaptiginiz gibi ust kata
cikiyorsunuz. Gomleginizi degistirip,  evrak cantasini aldiktan sonra
asagiya iniyorsunuz ve ayni anda pencereden kizinizin otobuse bindigini
goruyorsunuz. Kiziniz geri donup el salliyor. Siz ve esiniz ise gitmek
icin birlikte cikmadan once opusuyorsunuz. 5 dakika once ise
geliyorsunuz ve calisma arkadaslariniza neseli bir sekilde selam veriyorsunuz.
Patronunuz ne kadar guzel bir gunde oldugunuz hakkinda konusuyor. Farka
bakin! Iki farkli senaryo. Ikisi de ayni basladi. Ikisi de farkli bitti.
Neden?
90/10 sirri inanilmazdir! Cok azimiz bunun farkindadir.
Sonuc?
Pek cok insan gereksiz yere stressten, dertlerden, problemlerden ve
basagrisindan aci cekmektedir. Bu sir nedir?
Hayatin %10'u, sizin basiniza gelenlerden olusur. Hayatin diger %90'ina
ise sizin bu basiniza gelenlere nasil davrandiginizla karar verilir.

Insanlar anlamsiz seyler söyler ve yaparlar. Insanlar hasta olurlar.
Arabalar bozulurlar. Ucaklar gec kalir ve butun planlarimizi alt ust
ederler. Trafikte bir surucu canimizi sikabilir v.s. Bu %10'luk kisim
tamamen bizim kontrolumuz disinda gerceklesir. Diger %90'lik kisim
farklidir. Diger %90'lik kisimi siz belirlersiniz.
Nasil? Olaylara yaklasiminizla! Nasil tepki verdiginize bagli olarak.
Gercekten olanlarin %10'unda hic bir kontrolunuz yok. Diger %90'i ise
sizin tepkinizle belirlenir.




Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

:: Sonraki »